Bir Armağandır Ağlamak..

"Bir gün bir çocuğa sormuştum, deniz neden tuzludur diye.
Babası uzun bir sefere çıkmıştı. Çocuk hemencecik karşılık verdi:

Deniz tuzludur, çünkü denizciler durmadan ağlarlar!
Neden denizciler böyle çok ağlar ki?
Çünkü, dedi, yolculukları bitmez. Onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!
Gene sordum: Ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar?
Çünkü, dedi, daha duru görebilelim diye, gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!"
(August Strindberg, Düş Oyunu)


Google karıştırırken rastladığım bu minik öyküye aşık oldum. Muhakkak denizci çocuğu olmamın da etkisi vardır bunda.. Ama duygularını biraz abartılı yaşayan biri olarak ben, bu öykünün her okuyanda bir minik duygu şoku yaratacağını düşünmekten kendimi alamadım.

Orianna Fallaci 'Yalnızca çok ağlamış olanlar, yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gülebilirler' der Doymamış Çocuğa Mektup'unda. Gerçekten de..güldüklerinde en yürekten gülmezler mi büyük üzüntüleri yaşayanlar? Ya da sevincin-sevmenin- sevilmenin ve hepsinin temelindeki hayatın anlamını tam olarak yaşamazlar mı onlar..?

Tıpkı öyküdeki çocuğun dediği gibi.. Ağlamanın zihnimi temizlediği zamanlar olur..

Sevincimi katlar ağlamak..

Sıkıntılara katlanma gücü verir bazen..

Bazen de arada bir bağ kurar İlâhi olanla;

Ve teslim olduğum o anlarda..gözyaşlarımın bir yağmur etkisine sahip olduğunu anlarım..

İşte ben böylesi zamanlarda..ağlamayı seviyorum.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !